| YESİAD Başkan
Yardımcısı Dr.Merih KEÇE: "Bu müzakerelerin ucu açıktır. Tam üyelik garantisi
vermemektedir. Türkiye’nin mümkün olan en güçlü bağlarla Avrupa yapılarına
tam olarak demirlenmesinin sağlanması ifadesi, ikinci sınıf üyeliğin satır
aralarındaki deşifresidir"
YESİAD Başkan Yardımcısı Dr.Merih KEÇE AB Müzakare Çerçeve Belgesi’ni, Kıbrıs sorununu ve sözde ermeni soykırımı iddialarını gazetemize şöyle değerlendirdi: "Bu müzakerelerin ucu açıktır. Tam üyelik garantisi vermemektedir. Türkiye’nin mümkün olan en güçlü bağlarla Avrupa yapılarına tam olarak demirlenmesinin sağlanması ifadesi, ikinci sınıf üyeliğin satır aralarındaki deşifresidir." Müzakerelerin başlamasını "başarı" olarak niteleyen KEÇE, "Ancak, müzakere çerçeve belgesi, bu başarıyı gölgelemiştir" dedi. KEÇE şöyle devam etti: “Avrupa Birliği’ne Türk insanının milli değerlerine ve onuruna düşkünlüğünü hatırlatmak isterim. Ülkemizde insan ve azınlık hakları kisvesi altında ulusal birlik ve dayanışma ruhunu bozmayı amaçlayan, bazen sömürge valisi edası ile konuşan, Atatürk resimlerini Devlet dairelerimizden ve okullarımızdan indirmeyi teklif eden, bizim geçmişimizi ve gücümüzü hafife alan buyurgan zihniyete Türk halkı sonuna kadar karşı çıkacaktır.” KEÇE; “Avrupa Birliği uğruna ulusal onurumuzdan, değerlerimizden ve üniter Devlet yapımızdan taviz verilmemelidir” dedi. Bu konuda Sivil Toplum Kuruluşları’na büyük görev düştüğünün altını çizen KEÇE; ”Türkiye bölücü terör ve dinsel saptırmalarla güçsüzleştirilmeye çalışılıyor. Bunun için dernekler, vakıflar, diğer sivil toplum örgütleri, basın ve hatta bazı üniversitelerimiz kullanılmaya çalışılıyor. Çünkü bu ülke içi odaklar, kolayca yurtdışı fonların çekiciliğine kapılarak ulusal çıkarlara ters tavırlar içine düşebiliyorlar” dedi. Çağdaşlık Avrupa Birliği’nin tekelinde olmadığını ve bu kavram etrafında demokrasi, insan hakları, özgürlükler, din özgürlüğü gibi kavramların sık kullanıldığını söyleyen KEÇE; ”Her alanda güçlü, birlik ve dayanışma içinde Ulusal çıkarlarımızı sonuna dek savunmamız gereken günler bizi bekliyor” dedi. Turgut ÖZAKMAN’ın “Şu Çılgın Türkler” adlı kitabını okuduğunu ve çok beğendiğini söyleyen KEÇE; “Atatürk ve arkadaşlarının başlattığı İstiklal Savaşı’nı geleceğimizin teminatı olacak olan çocuklarımıza çok ama çok iyi anlatmamız gerekiyor” dedi. Çerçeve Belgesi’nin 6.maddesinde aynen şöyle yazıyor: “Türkiye’nin iyi komşuluk ilişkileri konusunda açık taahhüdü ve Birleşmiş Milletler şartı doğrultusunda uyuşmazlıkların ve önemli sınır uyuşmazlıklarının gerekirse Uluslararası Adalet Divanı’nın zorunlu yetkisini de içeren barışçı yollarla çözülecek” diyen KEÇE; Türkiye’nin komşularıyla yaşayabileceği önemli sınır anlaşmazlıkları olduğunda, bu sınır anlaşmazlıklarının çözümünü Uluslararası Adalet Divanı’na bıraktığının altını çiziyor. Ermenistan’ın talepleri, Yunanistan ile Ege Denizi ve hava sınırları ve Türkiye’nin Kuzey Irak’la olan sınırları konularının ileride başımızı ağrıtabileceğini söyleyen KEÇE; “Çerçeve Belgesi ile Türkiye’nin bütün komşularına Türkiye ile sınır anlaşmazlığı ilan etmelerine davetiye çıkarılmaktadır” dedi. Kıbrıs’ın geleceğinin Türkiye’nin AB’ye üyelik sürecinde ciddi sorunlara yol açacağını ve muhatapları arasında yeni gerilimlere neden olacağını vurgulayan KEÇE şöyle konuştu: “AB sözünü tutmamış ve sıkıntılı olan Güney Kıbrıs’ı birliğe alarak yarattığı sorunların sancısını çekecektir ve bizi de bu sancının nedeni olarak gösterecektir. Bunu da Müzakere çerçeve Belgesi’nin 6.maddesinde Kıbrıs Cumhuriyeti tanımlamasını kullanarak göstermiştir.” KEÇE, sözde Ermeni Soykırımı’nı tanıyan Amerikan Temsilciler Meclisi Uluslararası İlişkiler Komitesi’ni de şu sözlerle eleştirdi: “Tarihçilerin işini siyasiler yapmaya kalkınca dünyanın her tarafında olduğu gibi Türkiye ve Ermenistan arasındaki sorunların çözülmesi de beklenmemelidir. Çünkü asılsız soykırım iddialarının siyasi ve hukuki boyutu ancak iki ülke arasındaki iyi ilişkilerle çözümlenebilir.” Son yıllarda Avrasya’nın dünyanın
siyasi ve jeopolitik merkezi haline geldiğini belirten KEÇE, bu durumun
Türkiye’nin önüne yeni fırsatlar yarattığını söyledi. Türk Cumhuriyetleri,
Rusya Federasyonu ve Çin ile stratejik ortaklık kurmanın bir alternatif
olarak aklımızın bir köşesinde bulunmasının AB ile müzakerelerde elimizi
kuvvetlendireceğini vurgulayan KEÇE, her durumda Türkiye’nin bir alternatifi
olabileceğini söyledi. KEÇE şöyle devam etti: “Her anlamda güçlü ve tetikte
olmalıyız. Yeni dengeler oluştuğunda, bu dengeleri kendi çıkarlarımıza
uygun yönlendirebilmeliyiz.”
|